Sayfalar

29 Eylül 2015 Salı

E-bilet Davası

PassoLig'i istemeyenler stada gelmesin. Ortalama böyle kalsın. İki seneye zaten ortalama da artar."

“E-bilet sistemi”nin uygulayıcısı ve savunucusu TFF Başkanı Yıldırım Demirören’in geçtiğimiz sezon sonuna doğru söylediği bir cümle bu.

Tabii ki yanlış tahmin etmiş. Artmadığı gibi düşmeye de devam ediyor. Öyle bir sistem getirdi ki, 2 yılda adeta Türk futbolunu kuruttu. Boş tribünler vaka-ı adliyeden sayılmaya başladı artık. Uygulamanın başladığı ilk yılda dramatik düşüş olmuştu zaten. Toplam seyirci sayısı 3.682.103’den 2.389.711’e düşmüş, 1.5 milyona yakın futbolsever, evlerine-kahvelere çekilmişti. 2015/16 sezonun rakamları henüz yok ancak görünen köy kılavuz istemiyor. Daha da düştü seyirci sayısı. Geçen hafta, “passolig sistemi” uygulanmayan 2. Lig’deki Ankaragücü-Büyükçekmece Tepecikspor maçını 20.000’i aşkın seyirci takip ederken, Beşiktaş-Fenerbahçe gibi dev derbinin seyirci sayısı ona ancak ulaşmıştı!

Evet, futbol “her şeye rağmen” takımını takip etmekten vazgeçmeyenlerin sayesinde “seyirci”li şimdilik. Ama gidişat, tersini gösteriyor.. Statta maç seyreden taraftar sayısı hızla azalıyor. Kümülatif olarak baktığımızda, ikinci sezonunda düşüş oranının yüzde 60’lara ulaştığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bugün (30 Eylül 2015) saat 10:00 da Ankara Adliyesi’nde bir duruşma var. Geçen seferki ertelenmişti. Taraftar Hakları Dayanışma Derneği, Passolig uygulamasının iptalini istiyor. TFF ve Aktif Yatırım Bankası’nın avukatları ise kahramanlar gibi sistemi savunuyorlar. Bakalım ne olacak? Adalet nasıl tecelli edecek?

Passolig neden devreye girdi?

Gösterilen en büyük neden “tribün terörü”ydü!

Terör! Malum, bu ülkede bir sorunun adını “terör” olarak koyarsanız, konu “terörle mücadele” eksenine oturtulur ve bütün akan sular durur.

Aslında herkes biliyor ki, Türkiye tribünlerinde çok büyük bir asayiş sorunu yoktu. Hala da yok. Bütün tribün gruplarının tümü Spor Büro görevlillerinin yakın kontrolünde. Amigolar güvenlik güçleriyle zaten yıllardır sürekli işbirliği halinde.  Ekstrem bir-kaç olay dışında, daha çok çağımızın “gösteri toplumu”na layık görüntüler var. Hazır pankartlar. Neredeyse “Yerli Malı Haftası”nı bile kutlayacak kadar “resmi”leşen tribün anlayışı... Taraftar rekabeti, sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla rekabet, zaten iyice sanala çekilmiş durumda. Ee, “deplasman yasağı” gibi akıl almaz bir uygulamanın kaçıncı yılına girdiğimizi biz bile unuttuk.

Kısacası reklamlarında yaptıkları gibi taraftarı “savaşa giden bir eşkiya” gibi gösteren görüntüler hiçbir zaman olmadı. Olanlar da örnekler de gerçekten “istisna”, bütün futbol taraftarını karalamaya yetmeyecek kadar az; “passolig” gibi devasa olumsuz etki yapan bir sistemin getirilmesinin bahanesi olamayacak kadar önemsiz.

O halde niye Passolig? Ve neden bunca kan kaybına rağmen revize edilmiyor, değiştirilmiyor, kaldırılmıyor?

Çünkü konu bence “tamamen duygusal”...

Şimdi, kendinizi gerektiğinde tüm “kapılar”ı açabilecek bağlantıları, ilişkileri olan uyanık bir girişimci yerine koyun. Birisi size geliyor ve diyor ki,

“Türkiye’de futbol maçı seyretmek için stadlara giden yaklaşık 5 milyon insan var. Bunun bir kısmı sürekli gidiyor, bir kısmı senede 6-7 kez, bir kısmı yılda 2-3 kez gidiyor. Öyle bir sistem yapsak ki, yılda 20 maça gidene de 1 maça gidene bir kart alma mecburiyeti getirsek. Bunun fiyatını da 30-40 lira yapsak. Her yıl yenilenme şartı getirsek. Bilet fiyatlarına 2-3 lira eklesek. Tamam, hepsi kullanmaz ama o karta kredi kartı özelliği de getirelim, belki onu da kullanan çıkar... Eee, bir de o kadar insanın bilgisine, ev adresinden, cep telefonuna kadar tüm bilgilerine sahip olsak ve müthiş bir veri tabanına da sahip olsak?”

Ne dersiniz?

Yepyeni bir Pazar.. Yepyeni hazır müşteri... Potansiyeli, 5 milyon! İşler iyi giderse, fazlası da var....

Eee, peki nasıl olacak?

“Önce böyle bir şeye ihtiyaç olduğuna herkesi ikna etmeliyiz.“Tribün terörü”? Sağlam argüman. Dünyada yok mu bu uygulama? Denemişler, ama tutmamış. Olsun, dünyadaki sistem diyelim, ikna gücünü artırır. Zaten spor medyası incelemez, araştırmaz, arkasına bakmaz. Herkes günlük maç sonuçları, peşinde....

Ya kulüpler karşı çıkarsa?

“İkna ederiz. Hepsi zor durumda. Bir miktar para verirsek evet derler.. Bizim bankadan da kredi kullandırırız bunlara. Ses çıkarmazlar.”

Ya, taraftar karşı çıkarsa?

“Bir iki ses çıkarırlar, belki 1-2 sezon düşüş de yaşarız ama biz ısrar eder, sistemden geri dönmezsek, hepsi tıpış tıpış stadlara geri döner; dayanamazlar uzak kalmaya...”

Siz, böyle bir yatırıma 50 milyon dolar yatırmaz mısınız? Çalık Holding’e bağlı Aktif Bank yatırdı işte.

Evet, bugün Ankara’da bir duruşma var.

Kimse bilmiyor, belki kimsenin umurunda da değil.

Ama kulağı orada olan yüzde 60 var...

Bakalım adalet nasıl tecelli edecek?

Www.t24.com


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder