Sayfalar

4 Ağustos 2013 Pazar

Bağırmak Yoksa , Takımlarda Yoktur


Kimse taraftarların düşüncesine hakim olmaya çalışmasın...

FUTBOLCULARA YAŞ SINIRI KALKSIN

''2009-2010 sezonundan itibaren TFF 3. Lig'de 24 yaş ve altı oyuncularla sözleşme yapılabilecek. Ayrıca, 25-30 yaşları arasında en fazla 6 futbolcuyla sözleşme imzalanabilecek. Bunlardan sadece 4 tanesi müsabaka isim listesine yazılabilecek''

Yukarıdaki bU karar  2013-2014 sezonu içinde geçerli olan bir karardır...
Karara baktımız zaman Bir Eşitsizlik ve İnsan hakları suçu görebiliriz...
Ülkenin EN Üst Liginde 35 yaşında Yabancı bir oyuncuyu transfer edilip oynatılabiliyorken , Kendi Ülkesinde 30 yaşını aşmış olan bir futbolcuya sen yaşlısın , bu saatten sonra futboldan ekmek yiyemezsin deniliyor ve emekli olması isteniliyor...
Peki o yaşa kadar sadece futbolculuk yaparak para kazanmış olan bu insanlardan TFF ne yapmasını bekliyor...
Ellerinde Futbolculuktan başka yapacak  işleri olayan bu insanlar geçimlerini nasıl saglayacaklar..
Bu uygulamayla ne Ligin kalitesi arttı nede Üst liglere oyuncu gönderildi..
Hiç bir tanesi olmadı..
Bu futbolcular ne yapsınlar....Bölgesel Amatör Ligde mi oynasınlar...
BAL'da oynamalarıda çok zor çünkü orada da : Bölgesel Ligde de ''27 yaş üzeri sadece 4 futbolcu oyntabilirsiniz'' maddesi var..
Yaşı ilerlemiş olan insanlar ülkemizde böyle bir uygulamayla karşı karşıyalar...
Şuanda bu insanların Oynayacakları Lig sadece Yerel Ligler...


3.Ligdeki yaş sınırlamasının asıl amacı o zamanlarda ve şimdilerde : Genç futbolcuların müsabakalarda daha fazla yer almasını saglamak ve Milli takıma oyuncu yetiştirmekti...
Böyle birşey oldumu mu peki derseniz...
Yanıt Hayır olacaktır...
Somut bir örnek verecek olursak U-20 dünya kupasındaki milli takımımızda sadece bir tane oyuncu vardı 3. Ligde oynayan...
O kişide İbrahim Yılmaz...
Bu oyuncu Geçen yıl oynadığı Darıca Gençlerbirliğinde 37 maçta 21 gol attı...

Genç oyuncuları kazanma amaçlı yapıldıgı söylenen bu uygulama , 3. Ligde oynayan genç oyuncuların milli takımlara seçilme oranlarına baktıgımızda kendisiyle çeliştiğini görebiliriz...
Neredeyse bir oyuncuya sen yaşlısın bu Ligde oynayamazsın diyorken , Diğer taraftanda genç oyunculara sen 3. ligdesin Milli takıma seçilemezsin deniliyor...
Kendi Liglerimizdeki genç oyuncularımıza şans vermek yerine gidiyor Avrupadaki gurbetçi oyuncuların peşine düşüyoruz...
Ve onların oradaki eğitimlerini , kişisel gelişimlerini yada maçtaki performanslarını kendi ülkemizdeki oyuncularla kıyaslıyoruz...
Bizim 20 yaşında genç deyip oynatmadıklarımız , Oralarda 80-90 resm maça çıkmış oluyorlar..
Kendi yetiştirdiğimiz oyunculara şans vermek yerine (24 yaşında genç oyuncu şu takıma yetişmesi için kiraya verildi haberlerini görüyoruz..Zaten o yaşa gelmiş olan bir oyuncunun takımında 3-4 yıllık bir geçmişi olmasını beklerken ...O yaşta kiraya verildiğini görüyoruz) Yabancı ülkelerin disiplininde yetişen gençleri Türk milli takımlarında oynamasını sağlamak için 40 takla atıyoruz...
Elden kaçan gurbetçiler için Televizyon kanallarında spor spikerlerinin 3-4 saat program yaptıklarını ve nasıl elden kaçırıldıklarını tartıştıklarını izliyoruz...
Asıl sorun: Niye bizi tercih etmediklerinden çok elimizde varolan değerleri neden kullanamıyoruz , olmalı

Milli Takımlarımızın hepsi 3 İstanbul takımından , Anadolu Takımları (o sezon başarılı olan) ve gurbetçi oyunculardan oluşturduğu için 3. Ligdeki futbolcuların yetiştirilmesi için böyle bir uygulama yapıldıgının söylenmesine kimse inanmaz..
Bu Konuda TFF'nin yapmış oldugu yanlış bir karar var ortada..
Kendi değerlerimizi elimizin tersiyle bir köşeye atarken , Sen yaşlısın oynamazsın  , Sen çok gençsin bu ligi kaldıramazsın derken Milli takım  gün geçtikçe dibe vuruyor...
Avrupa'da vadesi dolmuş oyuncuları da Takımlarına yüksek maliyetlerle transfer eden yöneticilerin ''Takımımızın marka değeri yükseliyor'' açıklamalarını da gülerek okuyoruz...

3 Ağustos 2013 Cumartesi

PTT 1. LİG’İ TAKİP ETMEK İÇİN 8 NEDEN

Ankaraspor’un katılımı ile 19 takıma çıkan PTT 1. Lig, son yılların en zorlu sezonu olmaya aday görünüyor. Süper Lig’in akıl çelen gelirlerinden pay almak isteyen kulüpler kadrolarını oldukça güçlendirdiler. Peki, üç takımın Süper Lig bileti alacağı, geçmiş yıllardan farklı olarak dört takımın alt lige düşeceği ligi takip edilir kılan sebepler nelerdir?

http://www.turkiyebirinciligi.com/2013/07/ptt-1-ligi-takip-etmek-icin-8-neden.html

2 Ağustos 2013 Cuma

ERMAN ÖZGÜR FUTBOLU BIRAKIYOR


GEÇEN YILKİ KAPTANIMIZ ERMAN ÖZGÜR, TWİTTER'DAN FUTBOLU BIRAKACAGINI DUYURDU...
EMEKLERİN İÇİN TEŞEKÜRLER KAPTAN...
ARTIK SENDE UNUTULMAYACAKLAR ARASINDASIN...
Published with Blogger-droid v2.0.10

1 Ağustos 2013 Perşembe

CAN DÜNDAR'IN İŞİNE SON VERİLDİ

1 Agustos Perşembe
Geçen hafta İstanbul'un güzelim teraslarından birinde oturduk:
Ben, Derya (Sazak), Fikret (Bila)...
Meslekte 30 yıldır aynı yolları kimi zaman yanyana, kiminde sırt sırta arşınlamış üç gazeteciydik.
Babadan servet devralmamış, meslekte hazıra konmamış, her mevkie çabayla, sabırla, gayretle tırmanmış üç meslektaştık.
Yazılı basının farklı mecralarında birbirimizi izleyerek, kollayarak, atlatarak, özenerek yetişmiştik.
12 Eylül kâbusunu Ankara'da yaşamıştık.
Danışma Meclisi'ni parlamentoda karşılamıştık.
Kapanan partiler, devrilen liderler görmüştük; baskıya, zulme tanık olmuştuk.
12 Eylül'de sansürü delmeye çabalamış, 28 Şubat'ta cadı avı sürdüren, kelle isteyen askere direnmiştik.
Mesleğimiz dışında bir işe bulaşmadan, olmadık işler yapıp öyle büyük servete kavuşmadan, yolumuzdan çok da şaşmadan bugünlere gelmiş, nihayet onca yılın sonunda aynı gazetede buluşmuştuk.
Derya neredeyse ömrünü verdiği gazetenin başındaydı.
Fikret, Ankara kalesinin burcunda...
Ben gazetede bir köşe başında...
Geçen 9 ayda güzel işler yapmış, güzel haberler çıkarmış, güzel yazılar yazmış, güzel manşetler atmıştık.
Yanlışımız da olmuştu elbet...
Onda da birbirimizi uyarmış, tartışmıştık.
O gece, yeni bir yol ayrımındaydık.
Güzelim terasa vuran yaz rüzgârından çok daha şiddetli bir fırtına ufuktaydı.
Bu kez sivil giysili, ama eskisinin birebir taklidi, yeni bir cadı avı başlamıştı.
Bizden önce nice meslektaşımıza kıymıştı.
Sıra bizdeydi.
* * *
9 ayın bize güzel gelen, gazeteci coşkusu veren işlerinin, "İmralı zabıtları" manşetinin, Gezi direnişi haberlerinin, gazetenin muhalif çizgisinin, Hükümet'i çok rahatsız ettiğinin ipuçları geliyordu nicedir...
Biz, her gerçek gazeteci gibi, "İmralı pazarlığını deşifre eden biziz", "Gezi'de, Kahire'de olayların tam göbeğindeyiz", diye sevinirken, bunun bir bedeli olacağının da farkındaydık elbet...
Daha önce gazetecilik yapanların, her icraata kafa sallamayanların akıbeti bekliyordu bizi de...
Başbakan'ın kürsüden söylediği "Batsın böyle gazetecilik" lafı, bir temenni değil, bir direktifti.
Batırmak için seferber olan bakanların/danışmanların telefonları, patron katını bezdirmişti.
Telefonlara kulak asmayanların, gereğini yapmayanların başına gelenler ortadaydı.
Sonunda o baskılar sonuç verdi.
Önce Derya gitti.
Sonra ben...
Enkazı Fikret devraldı.
* * *
Bugün öğleden sonra Erdoğan Demirören'den aldığım bir telefonla öğrendim, görevime son verildiğini...
Epeydir bekliyordum; sürpriz olmadı.
Konuşmanın içeriğini yazmam yakışık almaz...
Nedenini artık herkes biliyor zaten...
Ben, ilk değilim; son da olmayacağım.
Mesleğe 30 yılını vermiş gazeteciler, Derya, Fikret, ben; önemli değiliz; önemli olan şu ki; sadece işimizi değil, bir mesleği yitirmenin arifesindeyiz. Bir araya gelene dek daha çok kurban vereceğiz.
Neyse ki tarih kitapları var:
Ve orada, hiçbir haksız baskının haklı bir sesi susturmaya yetmeyeceği yazıyor.
Yeni mecralarda, yine buluşacağız, yine yazıp konuşacağız.
Ta ki özgür bir ülkeyi ve onun özgür medyasını inşa edene dek...

Adana Demirspor'a aktardık dediler ama...Belediyeden 540 bin TL'lik vurgun yaptılar

Adana Büyükşehir Belediyesi'nin oluşturduğu ve Adanaspor ve Adana Demirspor'u desteklemek için kullanılacağı söylenen spor fonunda büyük bir vurgun yapıldığı ortaya çıktı. Belediye fonundan Adana Demirspor'a verildiği söylenen 540 bin lira kulüp kayıtlarında bulunmuyor.
Aylar önce soL gazetesinin de gündeme getirdiği Adana'daki spor fonu yolsuzluklarına ilişkin çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.
Valilik tarafından başlatılan soruşturmada, Adana Demirspor'a üç yıl içinde 9.682.830 TL verildiğini açıklanırken, soruşturmacılar verildiği iddia edilen paraları kulübün kayıtları ile karşılaştırdı.
Adana Haber Gazetesi'nde yer alan habere göre, Adana Demirspor'un üç yılda Büyükşehir'den 9.142.830 TL aldığı tespit edildi. 540 bin liranın ise izine rastlanmadı.(http://www.adanahabergazetesi.com.tr/540-milyar-kimde.html)
Büyükşehir Belediyesi paraları tüm kulüplere ve derneklere olduğu gibi Adana Demirspor'a da makbuz karşılığında ödüyor. Belediyeden çıkan ancak Adana Demirspor'a gitmediği belirlenen 540 bin liranın izini süren soruşturmacılar araştırmayı derinleştiriyorlar. Spor Fonu'nun örtülü ödenek gibi kullanıldığı ve bir kısmının da rüşvet olarak geri alındığı ileri sürülmüştü.
Bu konuda savcılıklarca açılan soruşturmalar devam ederken, amatör kulüpler ile bazı derneklerin kayıtlarında da tutarsızlıklar tespit edildiği öğrenildi. Şimdi gözler bir kez daha Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz ile yetkisiz olduğu halde fonun kullanılmasında etkili olduğu çete soruşturmalarına yansıyan yeğeni ve danışmanı Cengiz Dinçer ve Mali İşler Daire Başkanı Mustafa Hakan Aslan'a çevrildi.

RAKİP : ORDUSPOR

2010-11 sezonun son haftaların düşüşe geçen Orduspor Göreve Uğur Tütüneker'in yerine Metin Diyadin'i getirdi...Şapkadan civciv çıkarması beklenen Dİyadin bunu yaptı ve takımı play offlar finaline taşıdı..
Finaldeki rakip Gaziantep'in 2 numaralı takımı olan Antep Belediyespordu...
Ankara 19 Mayıs Stadyumundaki maçın son dakikasında Ahmet Kuru Orduspor'u 26 yıl aradan sonra Süper Lige çıkartan golü attı...
Takım Süper Lige'de Metin Hocayla giriş yaptı...AAma bu girişin gerisi gelmedi...
İlk 10 hafta sonununda 6. sırada olan Orduspor'da Başkan Nedim Türkmen hedeflerinin ilk 5 olduğunu belirtmekten hiç kaçınmadı...
2.Ligden yeni çıkmış bir takım oralarda olması gerçekten başarıydı...
Başkanda sıralamanın verdiği avantajla hedef büyüttü ama Bu Orduspor!a hiç yaramadı...
Ard arda gelen 5 maglubiyetten sonra Teknik Direktör Metin Diyadin istifa etti...
Son açıklmasında ise başkanı es geçmedi...

Nasıl mı :'' Bu takıma ilk 5 diye de isim koyarsanız, hayalcilik olur. Kimse birbirini kandırmasın. Farklı şeyler konuşup da birbirini kandırmanın anlamı yok.Bu ligi bilmeyenler, gerçeğini bilmeyenler bu tip rüzgarlara kapılırlar. Ayağını çime basmayanlar ancak konuşur, bizim gibiler de icraat yapmaya çalışır." 

Devre Arası geldiğinde başkan bu kez takımı ayaga kaldıracak dünyaca ünlü bir Hocayı Hector Cuper'i takımın başına getirdi...İstanbul takımlarının yıllarca uğraşıpta başaramadığını bir Anadolu takımı başarmıştı...
İkinci yarıya Cuper , Hasan kabze ve Olimpiakos'tan Peral gibi isimleri takıma kazandırırken...
Sahada İtalyan usulü bir Orduspor izliyordu herkez az gol yiyen az gol atan takım ikinci yarıda toplamda 13 Gol atabilen takım kalesinde de 14 gördü...
Bursaspor , Trabzonspor , Fenerbahçe ve Beşiktaş ile berabere kalan Cuper , Galatasaray'a yenilmekten kurtulamadı...
Aslında burada sezon öncesi kampını başka bir hoca ile geçirmiş , transferleri o dogrultuda yapmış bir takıma gelen Cuper'in işi hiçte kolay değildi...
Görünndüğü gibi kolayda olmadı zaten..
İlk yarı bitiminde 14. sırada olann lig sonunda da aynı sıralamada kaldı ve İlk sezonda zirvede başlayan mücadele düşme potasının bir basamak üzrinde sonlanmış oldu..

Geçen başlrken daha iddialı bir takım kurmakta kararlı olan Cuper  , GEÇMİŞTEKİ BAŞARILARININDA KATKISIYLA üst düzey oyuncuları Orduya kazandırdı...
Sporting Gijon'dan David Barral , Aris'ten Horacio , Alcorcon'dan Agustin Garcia , Olimpiakos'tan Monje gibi oyuncular takıma trannsfer edildi...
Hedef bukez geçe manada üst sıralardı...
Sezona yine iyi başlayan Ordu 10. hafta itibariyle 4. sırada bulunuyordu...
Ancak yine olanlar oldu ve takım düşüşe geçmeye başladı...Türkiye kupasından da elenen takım kalan 7 maçtan sadece 3 puan çıkartıyor ilk yarının sonunda 13.. sıraya yerleşiyordu..
26. haftada son 3 takım arasına giren Orduspor için artık tehlike çanları çalıyordu diyebiliriz...
Düşme hattındaki yaptığı maçlardan da hiç bir şekilde iyi sonnuçlar alamadı takım...
Sahada bir türlü istenileni veremeyen takımda Hector Cuper'in gitmesi de kaçınılmaz oldu...
29. Haftadaki Trabzonspor maçından sonra Cuper görevi bıraktı..
Her kulübün yapması gereken bir tabloya Ordu yönetimi imza attı...
Cuper giderken Teşekürlerle ve Çiçeklerle gitti..
Türkiye'de genelde binlerce kişyle karşılananan yıldız isimler genelde ülkemizi tek başlarına terk ederler..


Cuper'in ardından takımın başına Galatasaray'da şampiyonluk yaşayan Cevat Güler getirildi...
İmkansızı başarması ve bir mucize yapması beklenen Cevat hoca kalan 5 maçta 5 mmaglubiyet alarak takımı Ptt 1. Lig yolladı...
Orduspor 26 yılın ardından çıkılan Süper Ligden 2. yılın sonunda düşmek zorunda kaldı..

Yeni sezonda Ptt 1. Ligde oynayacak olan takım sezona Erkan Sözeri ile hazırlanıyor...
2 yıl içerisinde üst ligde aşırı harcanan paralar takımın bu sezonki transferlerini de etkiledi...
Bir Anadolu takımı oldugunu ve çok miktarda geliri olmadıgını anlamışlardır umarım...
Transfer edilen bütün yabancı oyuncuları tek tek gitti ,  takım şimdi onların yerine maliyeti daha düşük oyunculara yöneldi...
Yerli oyuncular içinde  alt liglere bir eğilim içerisinde takım....
Kurulacak olan mütevazı kadroyla neler yapacaklar bekleyip görecegiz..
Maçlarını 19 Eylül Stadyumunda oynuyorlar...
Taraftar Grubu olarak benim bildiği : Fidangör , Akıncılar , Sol Serbest  ve Çılgınlar var...


Ayrıca Orduspor'la ilgili 2 tane güzel blog var...
http://divaneasikgibi.blogspot.com/
http://solserbest.blogspot.com/