Sayfalar

13 Mart 2016 Pazar

Osman Özköylü'nün Yapmadığı , Tayfur Havutçu'nun Yaptığı


İlk önce şunu belirtmek istiyorum bu maçta Osman Özköylü'nün şimdiye kadar yapmadıklarını Tayfur Havutçu'nun yaptığını ve galibiyetin geldiğini belirtmek istiyorum.

Osman Özköylü bu sezon Demirspor'la 2 kez roman yazmak için kolları sıvadı.İlk yarıda yazdığı romanı buruşturup çöpe attı.Sonra zaman daraldı ve Osman hoca birkez daha romanı yazmak için işe koyuldu.Gerekli değişiklikleri ve eksiklikleri tamamladı.Girişini ve gelişmesini yazdığı romanı bir türlü istenilen rayına oturtamadı.Osman hocanın 3/2'sini yazıp eksik bıraktığı romanı Tayfur Havutçu devraldı.Sonuç bölümünü Tayfur hocaya yazmak kısmet oldu.
Osman hoca'nın belki oyuncularla arasındaki sorundan belki de formsuzluklarından dolayı yedek bıraktığı topçuları , Tayfur Havutçu ilk 11'de sahaya sürdü.
Dün ilk 11'de sahaya çıkan Anıl Taşdemir ilk golün asistini yapan Murat akyüze pası vererek golün hazırlayıcısı , ikinci golde de orta sahadan Selçuk İnan vari bir pasla Burak Çalık'ın attığı golde asist yaptı.
Bu zamana kadar beni neden oynatmadınız der gibiydi (ama oda bazen görev alıp sahada varlık gösterememişti bunu da kendisininde bilmesi lazım).Orta sahanın bütün yükünü çekti.Hücumdaki pas trafiğinin beyni görevini üstlendi.Verdiği paslarla eski Anıl'ı bize hatırlattı.Sahanın Onur akbay'dan sonra en çalışkan ismiydi.
Onur Akbay'a ayrı bir parantez açacak olursak , devre arası geldiği takımın defans yükünü Elazığspor karşısında tek başına çeken isimdir.Sıfır hatayla oynadı.Kesilen rakip ataklarının ön planında hep kendisi vardı.Defansta harika işler yaptı takımın arkasını toplayarak harika bir performans gösterdi.
Moro yedekti yerine beklendiği üzere İbrahim Dağaşan oynadı.Sahada böyle hırslı bir oyuncu olmalıydı.Hücumda ve defansta hırçınlığıyla göz doldurdu.Demirspor'un yeni piskopat'ı oldu.Şimdiden hayırlı olsun.
Hüseyin Kala'da beklenildiği gibi yedek kulübesindeydi bu maçta , Tiago onun kanadını etkili kullandı.Bu saatten sonrada sakatlık yada cezalı durum olmazsa Tiago'nun sağ kanadı bırakacagını düşünmüyorum.
Defansta Ferreira bu maçta cezalıydı , stoperde Onur ve Ozan birlikte iyi iş çıkardılar.
İlk yarıda Elazığspor takımının değişmez oyuncularından Olan Murat Akyüz bu maçta eski takımına karşı gayet başarılı bir performans sergiledi.Pote'nin golünde asisti yazdırdı kendisine.
Mendy ilk Adana Demirspor formasını giydi.Son dakikalarda oyuna dahil oldu.Bu takımda görev alacagı süre anca o kadardır.Fazlası için yetersiz bir oyuncu.
Burak çalık ve Pote için yazılacak çok şeyler var.Buraya sadece maç için yazılar yazacagım için onlara ayrı bir başlık açmam lazım.
Burak Çalık kariyerinin en iyi sezonunu yaşıyor.

Rakip Elazığspor'da aynı Demirspor gibi yeni teknik direktörleri Ogün Temizkanoğlu ile 2. maçına çıktı.Elazığspor bu sezon süper ligde Gençlerbirliğinin yaptığı teknik adam kıyımının Ptt 1.lig'deki görevini üstlenen takım konumunda.En son olarak 2 hafta önce Ogün hoca ile anlaştılar.
Ligin ilk yarısını lider tamamlayan takım yaşanan maddi sıkıntılar ve takım içi huzursuzluklardan dolayı geçtiğimiz haftaya kadar ilk 6'dan bile çıkmışlardı.Elazığ şuan için play off kovalıyor.


12 Mart 2016 Cumartesi

UĞUR MELEKE : POTE GALİBİYETE TAŞIDI

Webo'nun ruh ikizi gibi oynayan Benin'li futbolcunun performansı Adana Demirspor'u galibiyete taşımaya yetti.


ŞAMPİYONLUK yarışı yapan iki kent takımının Adana’daki maçı, futbola doyuran cinstendi. Mücadele vardı, kalite vardı.
Özellikle ev sahibinin kazandığı toplarla hızlı çıkışları Süper Lig’de iş yapacak cinsten.
Havutçu ve Temizkanoğlu’nun henüz görevdeki ikinci maçları ama Tayfur Hoca’nın malzemesi üst kademeye çıkmaya daha yatkın gibi.
Demirspor’un ileri dörtlüsü, 1. Lig’in en iyilerinden. Anıl maestro gibi, ileride çabuk ikili Burak-Tiago ve Webo’nun ikizi Pote var. 31’lik Pote, gerek kuvvetini iyi kullanması gerekse müthiş hava hakimiyetiyle Pierre Webo’nun ruh ikizi gibi.
Bu ligin de en fazla fark yaratan adamı. Bu ligde sahada gol kralı Pote varsa bir adım önde olursunuz kesinlikle.
Sahanın fark yaratan diğer iki adamı da Türkiye’deki U20 Dünya Şampiyonası’ndan tanıdığımız ön liberolar Attamah ve Traore.
Dün bir şutu da direkten dönen 96’lı Malili, Süper Lig’e çıkabilirse dikkat çekecek kapasitede.

MAÇIN YILDIZI: ANIL TAŞDEMİR (A. DEMİRSPOR)
ONUN Süper Lig’de tutunamamış olmasına hiç anlam veremedim. Eğer kendine daha iyi bakan bir profesyonel olsa adını çok daha fazla duyardınız. Oyun görüşü harika bir on numara. Dün de asistini yaptı.

TEKNİK DİREKTÖR KARNESİ
TAYFUR HAVUTÇU
1-HENÜZ ikinci maçı. Süper Lig’de iş yapacak kalitede bir ileri dörtlüsü var.
2-O süper dörtlünün arkasını toplamak tek meselesi. Bunu da dün iyi yaptılar.
OGÜN TEMİZKANOĞLU
1- ETKİLİ iki açığa karşı iki bek tercihi başarısızdı. Gollere neden oldular.
2- ONUN da ikinci maçı. Mboussy ve Tom kendilerini bulunca toparlayabilir.

TRİBÜN: MÜTHİŞ ATMOSFER
ADANA’da Süper Lig maçlarının en az üçte ikisinde oluşmayan çok güzel bir futbol atmosferi vardı.

KIRILMA ANI: BURAK’IN 34’TEKİ GOLÜ
ELAZIĞSPOR 24. dakikada Pote’nin attığı gole karşılık vermeye çalışırken 10 dakika sonra gelen Burak Çalık’ın golü tüm moralleri bozdu.
34. dakikadan sonra toparlanmaya çalışan Elazığ 40’ta golü bulsa da Burak’ın golünün avantajını bir türlü aşamadı.

MAÇIN HAKEMİ: SARPER BARIŞ SAKA
1- YÜKSEK tansiyonlu müsabakaya hakimiyeti iyiydi.
2- TEK küçük handikabı yüzünün çok sert olması. Oyuncularla diyalog kurabilmeli

notu:8,3

http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ugur-meleke_605/kadrosunda-potesi-olan-kazanir_40067352

11 Mart 2016 Cuma

KALBİMİZDESİN BERKİN ELVAN



GEZİ Parkı protestolarına 16 Haziran 2013'de yapılan müdahalede Okmeydanı'nda gaz bombası fişeğiyle ağır yaralanan 269 gün sonra 11 Mart 2014'de yaşam mücadelesini kaybeden Berkin Elvan'ın 2nci ölüm yıldönümü 
VE KATİLLER HALA YAKALANMADI

10 Mart 2016 Perşembe

SMS KAMPANYASINDA SON DURUM ???


  • SMS KAMPANYASINDAKİ SON DURUMU BENDE BİR ÇOK KİŞİ GİBİ BİLMİYORUM...
  • BU KAMPANYA İLK ORTAYA ATILDIĞINDA DA BİR İNTERNET SİTESİ KURULUP ORADAN BİR SAYAÇ İŞLETİLMESİ GEREKTİĞİNİ YAZMIŞTIM...
  • MAALESEF BU YAPILMADI...
  • SESSİZ SAKİN KENDİ HALİNE TERK EDİLDİ...
  • KİMSENİN KAÇ TANE SMS ATILDIGINDAN , KULÜBÜN NE KADAR , GSM ŞİRKETLERİNİN NE KADAR KAZANDIĞINDAN (TOPLAM) HABERİ YOK...
  • ZATEN BÖYLE GİDERSE DE KİMSE BİLGİ SAHİBİ OLMAYACAK GİBİ...

UMARIM YAKIN ZAMANDA BU KONU MUHATAPLARI TARAFINDAN AYDINLATILIR...

9 Mart 2016 Çarşamba

ADANASPOR MAÇININ BİLETLERİ 10 DAKİKA BİTTİ


ADANASPOR AŞ. DERBİSİNİN DEPLASMAN TRİBÜNÜ BİLETLERİ SATIŞA ÇIKTIKTAN 10 DAKIKA SONRA BİTTİ

PTT 1.LİG 25. HAFTA CANLI YAYIN PROGRAMI

11 Mart Cuma
18:00 Adana Demirspor – V. Elazığspor (TRTSPOR)
12 Mart Cumartesi
13:30 Şanlıurfaspor – 1461 Trabzon (TRT SPOR)
16:00 Samsunspor – M.Alanyaspor (TRT SPOR)
18:00 Karşıyaka – K.Karabükspor (TRT SPOR)
13 Mart Pazar
13:30 Boluspor – Gaziantep BBSK ( TRT AVAZ)
13:30 Y.Malatyaspor – Giresunspor (TRT SPOR)
16:00 Altınordu A.Ş. – Adanaspor A.Ş. ( TRT SPOR)
18:30 Balıkesirspor – Denizlispor (TRT SPOR)
14 Mart Pazartesi
19:00 K.Erciyespor – Göztepe A.Ş. ( TRT SPOR)

Namus benimdir Hakim Bey, bir kağıda imza attık diye kimselere bırakmam


Olay şöyle oldu Hakim Bey ben anlatayım en baştan;
İnsan çocukken, anasında babasında ne yoksa onu arıyor demek ki.
14-15 yaş da çocuk yaşı bence. Annem sürekli bir evi çekip çevirme telaşında, baba desen ne iş bulsa onun peşinde, kolay değil evde kaç nüfus onun eline bakıyor.
Yani evde a’federsin aşk yok Hakim Bey.
Zaten daha yeni genç olmuşum, kalbim her daim ağzımda, televizyonda izliyorum dizileri, nasıl da tutkulu aşklar, kıskançlıklar, vazgeçememeler. Çocukmuşum daha ama kazınmış aklıma, “ben aşık olup evleneceğim” dedim.
İstedim ki uyurken yüzüne keyifle bakayım, bir bulgur bile pişse evde soframı özenerek kurayım.
Ben bunun a’federsin yeşil gözüne kandım Hakim Bey.
Yeşil böyle çayır çimen ormandır ya hani; ruhum kanatlanıp uçacak sandım.
Yeşile uzun bakılır, bıkılmaz sandım. Çocuk da değildim artık ya işte insanın gönlü kaymayıversin.
Kabul ediyorum. Buraya kadar benim suçum.
O çok ağladığım film gerçekmiş; sevgi emekmiş, bilemedim. Cahilliğime verin.
Ama yeminle gerisinin günahı bende değildir.
28 gün sürdü o yeşil gözlerin derinliği, 29. gün yediğim yumrukla al oldu elmacık kemiklerim, sonrasında öğrendiğim; morluklar iyileşirken yeşile dönüyor insan derisinin rengi. O’dur yani.
Bitmedi Hakim Bey.
Bir yumrukla bitmedi.
Ne iş yaptığını bilemiyordum, dükkanı vardı esnaf sanıyordum.
Milleti haraca bağladığından, tefecilikten kazandığı ile benim çorba kaynattığımdan haberim yoktu.
Her öğrendiğim yeni bir iz oldu bedenimde. Allar mora, morlar yeşile dönüştü.
Ben zaten elimden geleni yaptım. Mahkemede ben değil, o sanık olsun istedim.
Her bir fiskeden sonra karakolda aldım soluğu. İnsanım sandım devlet nezdinde.
Devletin verdiği nikah cüzdanı benim yaralarımdan daha geçer akçe çıktı. Her seferinde benzer tavsiyeler ile yollandım karakoldan.
Azıcık sabırlı olacaktım, yuva kolay kurulmuyordu, biraz suyuna gideydim, erkeklik onurunu rahat bırakaydım. Aile içinde olan biraz da aile içinde kalsındı.
Canım çok yanıyordu ama Hakim Bey.
Onun erkeklik onurunun limiti yoktu. Fasulye kılçıklıysa onuruna mı dokunuyordu? Çocuk yaramazlık yaparsa gururu mu zedeleniyordu? Halı bizim namusumuz muydu da leke olunca beynimde patlıyordu?
Ellerime bakın Hakim Bey, çamaşır suyu ile çatlamıştır, bir de ciğerimi görebilsek keşke, kederden ve soluduğum deterjanlardan çoktan solmuştur.
Dedim ki kendime, benim canım değilse de, kendi parası, yasası bu devletin önemlidir.
Bu adam yasaları çiğniyor, bari gideyim onu ihbar edeyim.
Dövmekten yargılanmazsa, eve giren kanlı paradan yatsın bari. En azından soluk alırdık birkaç yıl kızımla ben.
Kızım var benim Hakim Bey, ellerinizden öper.
Çok akıllı çok usludur aslında.
Bebekken de böyleydi. Hamileyken yediğim dayaklardan bir haller oldu sanırdım başlarda. Ama demek ki anasına daha da dert olmamak için Tanrı vergisi sakin oldu yavrucak.
Benim ihbarlar kafi gelmedi. Savcıya söyler sandığım polis gitti durumu koca dediğim adama anlattı.
Yolun başında göründüğünde anladım. Malum olmuştu zaten, kalbim ağzımda atıyordu gün boyu.
Analık refleksi de istersen Hakim Bey, ilk iş kızıma sarılıp kokladım.
İnsan öleceğini anlıyor biliyor musun?
Kırar gibi çaldı kapıyı.
İlk 10-15 dayaktan sonra, insan korkmaz oluyor kaba dayaktan.
Canının ne kadar yanacağını biliyorsun. Acı eşiğin de yükseliyor. Yine de her seferinde yüreğin ağzına geliyor, için kanıyor gibi hissediyorsun. İçin kanarsa ölürsün.
Biz filmlerden, biz ölenlerden öyle gördük.
Dayaktan değil de ölmekten korkar oluyor insan.
Öyle bir ölüm korkusu vardı yine içime. Ama ilk kez o gece, çocukken anamın yaptığı keşkeğin tadı geldi ağzıma.
Bir de çocukluğumdan kısacık bir piknik anısı, ayaklarımı dereye sokmuş oynarken annemin elime tutuşturduğu ekmek arası köfte, bir de kızım doğduğu gece kucağımda bir bebek kokusu ile daldığım yorgun ama mutlu ilk uyku.
İnsanın hayatı bir film şeridi gibi geçiyorsa ölmeden önce gözlerinin önünden; işte benim mutlu sahnelerim de bu kadarcıkmış demek ki.
“Çocuğu odaya götür” dedi bana.
Ahlakı da bu kadar işte, anasız kalsın çocuk, ama anasını da ölü gözleri tavana bakarken hatırlamasın istedi herhal.
Aklımdan o kadar çok şey o kadar kısa sürede geçti ki Hakim bey, ben inanın sandığınızdan daha akıllıyım sanırım.
Uzattım biraz kızımı odaya götürüp yatırma faslını.
Hatta sonra bir de “dur çamaşırları asayım” dedim.
Ama bu kadardı yeminle Hakim Bey. Tüm planım azıcık daha hayatta kalabilmekti.
Bir kaç dakika daha.
Yüzümde patlayan kabza planda yoktu, yatağa savrulmayı planlamadım, elim yeminle kazara girdi yastığın altına.
O yastığın altına daha o sabah silah sakladığını bile bilemezdim.
Gözlerini görseniz, kafasından çok daha öndeydi, tükürükleri yüzümde patlıyordu. Yumruğu öyle hızlı iniyordu ki aralarda nefes bile alamıyordum.
Seyit Çavuş’u hatırlayın Hakim Bey, bize ortaokulda anlattılardı. 200 kiloluk mermiyi kucaklayıveren Seyit Çavuş.
Savaş gibi bir şeydi, memleket değil, ben elden gidiyordum.
Elim metale değdi.
200 kiloluk mermiyi kavrar gibi, parmaklarım yerini buluverdi.
Yoksa Hakim Bey yeminle, sahil kenarında balon bile vurmuş değildim.
Sıktım mı hatırlamıyorum, kaç kere sıktım hatırlamıyorum.
Üzerime düştü bir onu biliyorum, bir de ağırlığından kurtulmaya çalıştığımı.
Üzerimde hep bir ağırlıktı zaten ama böylesini ilk yaşadım.
Nasıl kalktım bilmiyorum, kızımı nasıl aldım kucakladım, ayağımda terlik var mıydı, üstüm kan mıydı vallaha hatırlamıyorum.
Öldüğünü duyunca kendim geldim söyledim Hakim Bey.
“Sanırım ben yaptım” dedim.
Nasıl oldu anlamadım ama sanırım ben yaptım.
Erkekler takım elbise giyip önüne bakınca cezası iniyor, benim takımım, kravatım yok. Annem apar topar bu tişörtü bulabilmiş.
Bir de ne yalan söyleyeyim hayatta kalmış olmanın saklayamadığım bir sevinci var içimde.
O ölmese ben ölecektim.
O size, beni pazarlamaya karar verdiğini söylemeyecekti, başka adamların koynuna beni sokma planlarını anlatmayacaktı, benim patlıcan fazla pişti diye, perdeler azıcık kirlendi diye, masada kırıntı kaldı diye yediğim dayakları söylemeyecekti, kaç kere hastanelik olduğumdan bahsetmeyecekti.
Çay bahçesinde çekilmiş bir fotoğrafım var. Biraz yan gülmüşüm. Belki de o fotoğrafı gösterip namussuz karılar gibi çıkmış filan diyecekti.
Karısını başka adamlara satan o değilmiş gibi “namusumu temizledim” diyecekti.
Siz onu 3-5 yılla yargılayıp, namusu kirlendi diye mazur görüp, yandan gülüşümü tahrik sayıp bir de üzülecektiniz adama.
Oysa namus benimdir Hakim Bey, bir kağıda imza attık diye kimselere bırakmam.
Sonuna kadar idare edebilmiş olmam, elaleme değil de başıma gelenleri hep karakollara anlatmış olmam, kızıma hiç fark ettirmemiş olmam namusumdur.
O utanmamış yaptıklarından, benim utanacak bir şeyim yoktur.
İçimdeki hayatta kalma mutluluğunu atamıyorum Hakim Bey.
Ağlayamamam bundandır.
Ne yalan söyleyeyim aynı acının çemberinden geçmiş, sağ kalabilmiş kadınlarla aynı koğuşta, bir ömür kazasız belasız da yaşarım ben ama benim bir kızım, bir de memleketin aç kaldığı bir adalet var.
Gel sen, ölmedim diye beni cezalandırma, benim bir derdim; kızımın bari mutlu olmasıdır.
Yanında ben olayım.
Can alan bir katil değil, can derdinde bir kadın de bana.
Kurşunla yatıp kurşunla kalkan, yastığın altında silahla yatan adamlar hiç eceliyle ölmüş mü?
Hem sevebilseydi o da ölmezdi di mi ama?
Öldüyse hepsi benim suçum mu?
(Evrensel)