Trtspor bu maçı pazar günü saat 13:30’da canlı olarak yayınlayacak....
21 Ocak 2019 Pazartesi
SARIYER - SAKARYASPOR MAÇI TRTSPOR’DA
Trtspor bu maçı pazar günü saat 13:30’da canlı olarak yayınlayacak....
TFF 1.LİG 18. HAFTA SONUÇLARI
17 Ocak 2019 Perşembe
FANATİK GAZETESİ , ANDERSON RÖPORTAJI
Dile kolay tam 9 yıl Manchester United forması giydi. 4 Premier Lig kazandı, 3 Şampiyonlar Ligi finalinin 1’inde kupa kaldırdı. Sakatlıklar yakasını bırakmadı, düşüşler yaşadı, hatta 6 ay futbola ara bile verdi. Adana Demirspor’la futbola geri döndü. Ama 15 kilo fazlasıyla... Geldiği günden bu yana performansından çok kilosu konuşuldu ama Antalya’da tüm fazlasını atmış, eskisinden bile daha fit bir Anderson gördük ve sohbete oturduk. Mütevazılığı kadar samimi biri. Adana’ya gelişiyle başladık...
‘İz bırakmak için geldim’
“Brezilya’da bir süre futbola ara vermek zorunda kaldım. 6 ay kadar. Ailemle ilgilendim ve yürüttüğüm bazı işlere odaklandım. Sonra Adana Demirspor Başkanı Murat Sancak bana bir teklifle geldi. Türkiye’ye gelmeden önce İngiltere’ye gittim, orada bazı işlerim vardı, onları hallettim. Başkanın planını dinledim ve kabul ettim. Kariyerime bir iz bırakmak istediğim için buradayım.”
Manchester’dan daha sıcak’
“Buraya adapte olmakta hiçbir zorluk yaşamadım. Herkesle kolay arkadaş olan birisiyim. Sıcakkanlılığımdan olsa gerek kimseyle anlaşmakta zorluk çekmedim buraya geldikten sonra. Manchester’la falan kıyasladığımız zaman tabii daha sıcak bir şehir Adana.”
Unutulmaz bir Final hatırası
18yaşında bir çocuk penaltı atması için uzatmada Ferguson tarafından oyuna sokuluyor. Önceki atışı dünyanın en iyi oyuncusu Ronaldo kaçırınca Anderson’un hayatındaki en korku dolu anlar başlıyor...
“2008 Şampiyonlar Ligi finalindeyiz. Rakip Chelsea. Maç 1-1. Ben kulübedeyim. Uzatmalara gitti oyun. Benim de penaltılarım iyiydi ve bu bilinirdi. Yani Anderson ismi 3 ya da 4. sırada yazardı seri penaltılarda. Uzatmaların da bitmesine az bir zaman kaldı, 2-3 dakika kadar. Giggs, Ferguson’a baktı. ‘Anderson’u oyuna al, penaltı kullansın’ dedi. Onu duydum ve hiç duymamış gibi kafamı başka bir yöne çevirdim, beni görmesinler diye. Giggs tekrar etti, ‘Anderson’u almalısın’ dedi.”
Kafamı çevirdim ama...’
“Yani kaçış yoktu, tabela kalktı, sahaya adımımı attım ve hakem düdüğü çaldı, maç orada bitti. Yani düşünebiliyor musunuz topla ilk temasım penaltılarda olacak. Orta sahada sarıldık birbirimize. Ronaldo atışı kaçırdı. O an yaşadığım korkuyu anlatamam. Dünyanın en iyi oyuncusu kaçırıyor, ben 19 yaşındayım ve penaltı atacağım. Nasıl bir korku bilemezsiniz. Kaleye baktım. Peter Cech adeta bir dev gibi kaleyi kaplamış. O an sahada olduğumu unuttum. Aklıma gelen tek şey. Kazanırsam aileme yeni kıyafetler alabileceğim, arkadaşlarıma hediyeler alabileceğim.”
‘Dünyanın en uzun yolu’
“Anneme bana verdikleri için teşekkür edebileceğim. Annemin izlerken ağladığını hissediyordum. Eğer kaçırırsam her şeyin kötüye gideceğini biliyordum. Genç yaşta babamı kaybetmiştim. Ve tüm bunların hepsi 10 saniyede kafamdan geçiyordu. Orta sahadan ceza sahasına gitmek dünyanın en uzun yolu gibi geldi. Topu penaltı noktasına koydum. Çok hızlı vurmam lazımdı. Gözlerimi kapattım ve bütün gücümle vurdum. Gol oldu. Şampiyonlar Ligi’ni kazandık. Bu benim kariyerimin en özel anıydı. O kadro bence Manchester tarihinin en iyi kadrosuydu. Egosuz bir takımdı ve bütün kupaları kazandı. Kimsenin arasında bir fark yoktu.”
‘Ferguson benim için kahraman’
“Ferguson benim kahramanım. Bana her şeyi veren insan. Karakterini ve kişiliğini çok seviyorum. Bana inandı, beni sevdi. Başarılı olmamdaki en önemli isimlerden birisi Ferguson’dur.”
‘Menülere aldanmadım’
“Adana’ya geldiğimden beri 15 kilo verdim. Adana’daki restoranlar karşı konulamayacak kadar iyi menülere sahip. Ancak kendimi şu anda çok fit hissediyorum. Kendimle ilgili bir durumdu. 6 ay oynamadım sonuçta. Öyle geldim buraya. Eğer kendimi kontrol etmeseydim burada daha fazla kilo alabilirdim. Şu anda buradayken bile 2 teklif aldım ama kabul etmedim, burada mutluyum. Fit gelmemem normaldi ama şu an gayet iyi durumdayım. Bana güvenen bir kulüp var. Sözümü tuttum, kilolarımı verdim. Kalite her zaman kalıcıdır, gözü kapalı bile oynarsınız ama fit olmak zorundasınız.”
‘Beni kimse tanımıyor’
“Yılmaz Vural bence buranın David Beckham’ı... Çok ünlü. Herkes fotoğraf çektirmek istiyor. Hatta ben gideyim o gelsin röportaja devam etsin. Yanımızdan geçenler beni tanımıyor ve hocamıza koşuyor fotoğraf çekilmek için. Ben de ona artık bu yüzden Beckham diyorum. Çok ilginç br şey. Herkes onu çok seviyor, demek ki takımlarda çok iyi izler bırakmış.”
‘Evde takımın yarısını kurdum’
“5 çocuğum var. Bu yüzden evimde televizyon yok. Onları izlemek yetiyor bana. Takımın yarısını tamamladım. 2 defans, 2 orta saha ve 1 kalecim var. Gerisine bakacağız artık.”
‘Demirspor’u hedefe taşıyabiliriz’
“İkinci yarıda şansımız az değil. Futbolda her şey mümkün. Yeni kurulan bir takımdık. Artık daha uyumlu bir takımız ve ben de kendimi çok iyi hissediyorum. Adana Demirspor’u bir üst lige çıkarmaya odaklandık hep beraber. Umarım bunu başaracağız.”
‘Ronaldinho’yla kıyaslanamam’
“Ronaldinho muhteşem bir oyuncu, o kadar iyi bir oyuncu ki kimseyle karşılaştıramazsınız onu. Ronaldo, Messi, Zidane... Ama Ronaldinho’nun yeri hep ayrı kalacak. Gerçekten sanki bu dünyadan değil gibi. Çok sevdiğim bir arkadaşım. Benim gibi Gremio’dan geldi.”
Suç makinası değil gol makinesi olmak’
“Hemen hemen her Brezilyalı futbolcunun olduğu gibi benim de hikayem benzer aslında. Biz fakirlikten geliyoruz. 11 yaşımdayken evimden ayrıldım. Yaşadığım şehir çok kötü bir şehirdi. Tehlikeli bir yer. İki seçeneğim vardı hayatta ya suç makinesi olacaktım ya da gol makinesi. Tabii ki ben ikincisini seçtim."
‘Anında sıfırdan yüze’
“Her hocanın farklı tarzı vardır. Bazılarının felsefesi vardır, bazılarının yoktur. Ama hocamızın var ve bize bunu aktarmak için elinden geleni yapıyor. Bazen çok konuşuyor belki ama biz onu çok seviyoruz. Bazen bize sarılır, omuzuna alır. Taraftarlar ona Deli Yılmaz diyorlar. İyi bir çılgın. Bazen sıfırdan yüze bir anda çıkabiliyor. Onu başarılı kılan da bu belki de.”
'Paramı Türkiye'ye yatırabilirim'
“Türkiye’de en çok şaşırdığım şey ekonomi... Her yer hareketli. Her yer dolu ve meşgul. Sürekli yeni binalar yapılıyor. Şehirler 24 saat yaşıyor. Açıkçası ilerleyen dönemde Türkiye’ye yatırım yapabilirim, paramı Türkiye’ye yatırabilirim. İnşaat sektörü neden olmasın.”
'Hayatımda ilk kez böyle bir taraftar gördüm'
“Çok kalabalık taraftarlar önünde futbol oynadım. Adana Demirspor’un taraftar grubu gerçekten çok çılgın ve ateşli. Maç öncesi idmana binlerce kişi geldi, meşalelerle. Kariyerim boyunca byöle bir coşku görmemiştim. Alevler yükseliyordu gerçekten. Hatta Kage’ye, ‘Maçı kazanamazsak bizi yakarlar’ dedim. Tabii bu işin esprisi.”
Tunç Kayacı-Ömer Necati Albayrak
Fanatik gazetesi
13 Ocak 2019 Pazar
ADANA DEMİRSPOR , ANTALYA KAMPI
10 Ocak 2019 Perşembe
Film Gibi Bir Hayat Hikayesi : SÜLEYMAN KOÇ
Hepsi oradaydı... Eyalet Başkanı, Belediye Başkanı, bölgenin önemli siyasetçileri, yöneticiler, ünlüler... Binlerce kişi ismini haykırıyordu, herkes onu kutluyordu. O anı ölümsüzleştirmek için arkadaşlarıyla birlikte şehrin altın kitabına bile imza atmıştı. Tam belediye sarayından ayrılmak üzereyken, Belediye Başkanı yanına geldi ve samimi bir şekilde elini sıktı. Nezaketen yapılmış, zoraki bir el sıkma değil; samimi bir yaklaşımdı Başkanınki. Oysa çok değil, sadece birkaç ay önce elini sıkan yoktu Süleyman'ın. O ellere kelepçe vurup, hapishaneye göndermişlerdi kendisini. Henüz 21 yaşında, hayatın en güzel olmasına aday bir dönemde demir parmaklıkların ardında kaldı.
Peki neden? Süleyman Koç, son derece yetenekli bir futbolcuyken, futbol oynamaktan para kazanmaya başlamışken neden hayatına yanlış bir yön verdi? Süleyman, Bundesliga ve Bundesliga 2 kulüplerinden izlenilmeye başlamasına rağmen neden kriminal bir hayata soyunmaya karar verdi? "İyi niyetim yüzünden, kimseye 'hayır‘ diyemiyorum" diye cevap veriyor bu sorulara her defasında.
Süleyman Koç; Tennis Borussia Berlin, Berlin Ankaraspor ve Berlin Türkiyemspor'da oynadıktan sonra, o dönem 3. Lig'te oynayan Babelsberg'in radarına girmiş ve kısa zamanda Potsdam temsilcisine transfer olmuştu. Aylık 2000 Euro maaş artı prim alıyordu. Çok yakın zamanda çok daha fazla paralar kazanacağı aşikardı, çok iyi bir futbolcuydu ve herkesin dilindeydi. Maaşını gününde alıyordu ve gerçekten de kısa zaman sonra 3. Lig için de fazla yetenekli olduğu anlaşıldı. Ancak biraz daha çalışıp, Babelsberg'i de sıçrama tahtası olarak kullanmayı düşünemedi o günlerde.
Arkadaş bildiği iki yakını, "Senin ehliyetin var, bize yardımcı olur musun" isteği ile geldi bir gün. "Hayır" diyemeyen Süleyman bu isteği geri çeviremedi. Berlin'in muhtelif sokaklarında şans oyunlarının oynandığı mekanları basmaya karar vermişti arkadaşları. Her defasında birkaç bin Euro çalıp, kriminal serüvenlerine 3 ay boyunca devam etmişlerdi. Emniyet güçleri, çeteleşmiş bu ekibin çoktan peşine düşmüş ve hepsini deşifre etmişti. Bir sabah operasyonuyla her biri tutuklandı...
Mahkemeye çıkarılanların hepsi çocuk yargılamasına tabi tutuldu yaşları gereği. Aralarında sadece Süleyman'ın yaşı onu çocuk yapmıyordu ve adaletin tüm sertliği ile karşı karşıya kaldı. "Biz, polisle konuşulmayacak, polise bir şey söylenmeyecek fikriyle büyüdük" diyen Süleyman, mahkemede de bir şey demeyip kendini yeterince savunamayınca 3 yıl, 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Suçlama çok ağırdı; gasp ve adam yaralama. Mahkeme daha karar verir vermez, Babelsberg genç oyuncuyla ilişkisini kesti ve Süleyman için yanlız günler başlamıştı. Her sabah 6:45'te uyandırıyorlardı, 7 metrekarelik hücresinde toparlanacak bir şey varsa onu toparlayıp, ilk dönemlerde sadece bir saatliğine dışarı çıkıyordu.
23 saat karanlık ve küçük bir köşede yaşamak genç bir adamın zoruna gider. Ve gitti. Çok az vaktini diğer mahkumlarla geçiriyordu. "Onlara çok üzülüyordum" diyen Süleyman, kendisine aldığı eşofmanları başka mahkumlara dağıtmaya başlamıştı acıma duygusundan dolayı. Baba Yaşar Koç, her ziyarette bir eşofman takımı getirmekten sıkılmış olacaktı ki, oğluna "Artık yeter" dedi. Ama o genç adamın derdi pahalı eşofmanlar değildi. Onun içini kemiren, kendisini bildiğinden bu zamana yapmış olduğu sporu orada, kutu gibi hücresinde yapma imkanı bulamamasıydı. "Spor yapmak için yatağımı kaldırıp, indiriyordum" diyor kader mahkumu Süleyman...
Bir gün, gardiyanların futbol oynadığını öğrenmiş ve onlara katılmak için izin istemişti. Tüm hapishane personelini yerle bir ettikten sonra, hücresine döndüğünde bir gardiyanın ağzından şu sözler dökülüyordu: "İyisin, baya iyisin. Buradan çıktığında bunu kullan…"
Futbola dönmek için ilk adım gibiydi adeta bu sözler. Yaptıklarından pişman olan Süleyman kağıt kalemi alıp, hocasına ve takım arkadaşlarına mektup gönderdi ve her satırında onlardan özür diledi. Kısa zaman sonra Süleyman'ın hiç beklemediği bir şey oldu ve bir mektup da hocasından geldi; "Sana inanıyorum!" yazıyordu en tepede... Eski takım arkadaşları da unutmamıştı Süleyman'ı. Bir müddet sonra devamlı mektup göndermeye başlamışlardı ve bir mahkumun duyabileceğini en güzel cümleleri kuruyorlardı Süleyman'a: "Seni özlüyoruz"
Hapishane hayatında tek bir gün bile sorun yaşamayan ve daha önemlisi sorun yaşatmayan Süleyman'a yarı açık cezaevi sistemi uygulandı ve bir iş bulduğu taktirde gündüzleri dışarıda kalmasına, sadece gecelemeye cezaevine gelmesine izin verileceği bilgisi verildi. Bu koşulu yerine getirmek için tek yol vardı, o da eski kulübüne başvurmaktı. Babelsberg yönetiminde Süleyman'a bu fırsatı vermekten yana olmayan kişiler olsa da, Teknik Direktör Dietmar Demuth'un çabalarıyla Süleyman Koç‘un antrenmanlara çıkmasına izin verildi. Hapishanede sadece kas çalışması yaptığı için 25 kilo almış ve futbol oynamak için formundan biraz uzaktı ama bu da engel değildi onun için. Kısa sürede fazla kiloları attı üzerinden ve o talihsiz olaydan önce olduğu gibi yine Babelsberg'in en iyisi oldu.
Babasının çabalarıyla 10 bin Euro'luk bir kefalet karşılığında serbest kalan Süleyman, kısa bir süre sonra tekrar hapishaneye girse de, özgürlüğüne kavuşmuştu artık. İyi hali göz önünde bulundurarak, 2013'ün son günlerinde serbest bırakılan Süleyman, Babelsberg tarafından çoktan kabul görmüştü bile. Eski hocası Demuth ile yollar ayrılmıştı ama Başkan Thomas Bastian sözünde durmuştu, "Bir insan gerçekten pişmanlık yaşıyor ve hayata dair ikinci şansı samimi bir şekilde istiyorsa, bu şansı ona vermek gerekiyor. Bu bizim de felsefemiz…" diyerek...
Ancak Bastian daha da ileriye gidip, en yetenekli oyuncusunun önünü açtı. Bundesliga 2'de mücadele eden Paderborn, Süleyman Koç'u sadece istemekle kalmayıp, oyuncuya 2,5 yıllık sözleşme önermişti. Mütevazı bir yapısı ve daha da ötesinde mütevazı bir bütçesi olan bir kulüp için olağanüstü bir riskti bu teklif. Süleyman, 1 Ocak 2014 itibariyle artık bir Bundesliga 2 futbolcusuydu.
Almanya kamuoyu, Bundesliga'ya çıkmaya aday bir kulübün, hapishaneden yeni çıkmış bir kişiyi transfer etmesine konsantre olurken, Paderborn cephesinde pragmatik bir düşünce hakimdi. "Sülo, temposuyla ve bitirişiyle çok iyi bir silah" diyen Teknik Direktör Andre Breitenreiter ile "Süleyman gelişime çok açık ve her yerde iş yapar" diyen Sportif Direktör Michael Born aynı dili konuşuyordu. Onların aklına kriminal Süleyman değil, futbolcu Süleyman geliyordu sadece ve karşılığını da kısa süre sonra aldılar. Paderborn, Bundesliga'ya çıkmaya hak kazanırken, bu yolda iki gol ve altı asist ile oynayan Süleyman'ın katkısı olağanüstüydü. Kutlamalarda Paderborn Belediye Başkanı ve diğer ünlülerin belediye sarayında kime teşekkür edeceklerini çok iyi biliyolardı. Her yerde "Sülo“ vardı.
Birkaç ay önce demir parmaklıkların arkasında dünyaya bakan Süleyman, artık bir Bundesliga futbolcusu. Kendisi "Annem ve babam artık benimle gurur duyabilir" diyor ve ekliyor: "Hayatımda her şey için herkesten daha fazla mücadele etmek gerekiyor ama buna hazırım."
Bekliyoruz, Sülo. Sahne senin...
9 HAFTALIK MAÇ PROGRAMI AÇIKLANDI
9 Ocak 2019 Çarşamba
HAKKINI HELAL ET SEZER ÖZMEN
-
Öncelikle Soma'da geçen hafta Maden kazası olmuştu.Hayatını kaybedenlere tekrardan başsaglıgı dileriz.Somaspor bu faciadan dolayı geçe...
-
Geçtiğimiz hafta Türkiye, futbolda bahis skandalıyla sarsıldı. Futbolda bahis soruşturmasında gözaltına alınıp adliyeye sevk edilen 20 şüp...
-
Adana Demirsporumuz 20 saatlik karayolu yolculuğunun ardından Hakkari’ye ulaştı. Takımımızı Hakkari de Hakkarispor Barikat Zap Grubu karşıl...



