Sayfalar

16 Ağustos 2013 Cuma

A2 LİGİ GRUP VE FİKSTÜR

Kademe müsabakaları 5’i 8 takımlı ve 3’ü 7 takımlı olmak üzere, toplam 8 grupta yer alan 61
takım arasında çift devreli lig usulüne göre oynanır. Kademe Müsabakaları sonunda,
gruplarında ilk sırayı alan toplam 8 takım Final Grubu Müsabakalarına katılmaya hak kazanır

Final grubu müsabakaları 8 takımın katılımıyla tek grupta çift devreli lig usulüne göre
oynanır. Takımlar müsabakalara sıfır (0) puanla başlar.
Final grubu müsabakaları sonunda 1., 2., 3. ve 4. sıraları alan 4 takım Play-Off
müsabakalarına katılmaya hak kazanır

A2 Ligi Türkiye Şampiyonu takıma kupa ve 50.000.-TL, ikinci olan takıma 30.000.-TL veüçüncüye 20.000.-TL tutarında para ödülü verilir.

A2 Ligi müsabakaları, Pazartesi günü oynanır
01.01.1992 ile 31.12.1997 tarihleri arasında doğmuş amatör ve profesyonel futbolcular A2
Liginde oynayabilirler.
31.12.1991 ve önceki yıllarda doğmuş olan Profesyonel futbolcular A2 Ligi’nde
oynayabilirler.
A takım kadrosunda bulunan en
fazla 2 yabancı uyruklu futbolcu müsabaka isim listesinde yer alabilir.
ADAN DEMİRSPOR A2 TAKIMI BU SEZON 5. GRUPTA YER ALIYOR...
RAKİPLERİMİZ İSE; 
ADANASPOR , MERSİN İY ,ALANYASPOR , MP ANTALYASPOR , TARSUS İY , TORKU KONYASPOR.
İLK MAÇIMIZI 16 EYLÜLDE ADANASPOR İLE OYNUYORUZ..

RADİKAL : Tribünün zekâsı siyaseti yener

Spor Toto Süper Lig’in seyirci ortalaması hızla düşüyor. Oysa biz hâlâ taraftarı statlara çekmek yerine güvenlik önlemlerini konuşuyoruz. Oysa bakın seyirci ortalamalarında durum ne? Hele de nüfusa oranlarsak 
Seyİrcİ ortalaması 
1- Bundesliga 1 (ALM) 45.116 
2- Premier Lig (İNG) 34.600 
3- La Liga (İSP) 28.796 
4- Serie A (İTA) 22.466 
5- Eredivisie (HOL) 19.466 
14- Spor Toto Süper Lig 11.300 
Seyİrcİ/Nüfus oranı: 
1- İskoçya Premier Lig 
%0,25 (13.865/5.500.000) 
2- Norveç Eliteserien 
%0,15 (7.994/5.063.709) 
3- İsviçre Axpo Süper Lig 
%0,15 (12.253/8.058.100) 
4- Eredivisie 
%0,11 (19.466/16.795.200) 
5- Belçika Jupiler Lig 
%0,1 (11.726/11.156.136) 
17- Spor Toto Süper Lig 
%0,014 (11.300/75.627.384)


Tamam kabul, bu gece açıyorsunuz diyelim, peki sezon başlangıcına ilişkin özel programınız var mı? 
Mesela geçen hafta Bundes-liga’nın açılışında Bayern, evi Allianz Arena’da Mönchengladbach’ı ağırlarken mücadele öncesi son derece güzel bir gösteri vardı. Tüm kulüplerin bayrakları sahada dalgalanırken Alman Milli Marşı da bir koro tarafından seslendirildi. Futbol Federasyonu Başkanı’nın konuşmasının ardından da maç başladı. Tabii bizde bir kere Federsayon Başkanı nereye giderse gitsin, “Yeeeeter Yıldırım Demirören Yeeeter” sloganlarıyla karşılanıyor. Öte yandan bu sezonunun asıl derdi futbol değil, tribünler. Daha önce de defalarca yazdık; sistemin bugünkü yürütücüsü ve uygulayıcısı konumundaki iktidarın derdi futbolun siyasallaşmaması. Daha doğrusu yasaklanmak istedikleri siyaset değil, muhalefet olma hali... Neyse, önümüzdeki sezonun genel manzarası şöyle olacak: Kitleler ‘Gezi ruhu’nu statlarda sürdürmek isteyecek, siyasi erk de elinden geldiğince onları susturmak adına her türlü dayatmaya soyunacak gibi. Amma velakin tribünün zekâsı siyasetin çok üstündedir, bu yarışı egemenlerin kazanması zor gibi gözüküyor.

http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ugur_vardan/tribunun_zekasi_siyaseti_yener-1146397

Radikal Gazetesi , Bağış Erten : Korkunun ecele faydası yok: Lig başlıyooor!



Neden korkuyorsunuz? Güzelim oyunu beş para etmez hale getirdiniz, ‘marka değeri’ safsatasıyla yapmadığınız kalmadı, memleket futbol tarihinin en büyük depreminde başınızı kaldırıp ıslık çaldınız... Ve hep aynı yalanı söyleyip ligin balon değerini yükseltmek için şişirdikçe şişirdiniz. N’oldu da bu sene futboldan korkuyorsunuz? 

Lig başlıyor bugün. Pek çoğumuzda hiç olmadık bir heves... Futbolu sevmeyenler ‘Gezi’den akraba oldular güzel oyuna. Sevenler için binbir heyecan var. Biri peş peşe üçüncü şampiyonluk peşinde, diğeri geri dönüş pususunda, ‘Feda’yı bırakıp ‘Eda’ya geçen de var, afra tafrayla ligin tansiyonunu yükseltmeye heveslenen de. Sadece onlar değil herkes merakla bekliyor. Futbola afyon muamelesi yapanlar bile (ki artık uyarıcı sayılır, uyuşturucu değil). Ama ‘siiiiz’ korkuyorsunuz. Neden ki? 

‘Statlara siyaset karışmasın’ komedisinde belli ki her türlü alavere dalavereyi yapacaksınız. ‘Çarşılı’ diye Beşiktaş’ın açılış maçını olimpik bir ruhla en uzağa, en geçe, en erişilmeze koyuyorsunuz. Milli maça bile 150 kişi geliyor. ‘Sol Açık’ terimini siyasi buluyorsunuz. ‘Her yer Maksim, her yer gazino’ atılınca ne yapacaksınız? Düşünün Hacıosmanoğlu bile saçma buluyor siyaset karışmasın masalını. Ama yok siz korkuyorsunuz... Hayırdır. 
Durum vahamet arz eden cinsten. Ama bir o kadar komik de... Merak ediyorum, nasıl bir İl Güvenlik Kurulu toplantısı yapacaksınız acaba? 
-Sayın Başkan, önemleri arttırmamız gerek. Muhalif söylemin kökünü kazımadan bu sene bize tribünde rahat yok. Sol Açık’ı yasaklamak yetmez, sol bek’i de yasaklatalım. O da CHP’yi çağrıştırıyor. Aslında sağ açık’tan bile hazzetmiyorum ben. Ayrılıkçı duruyor. Defansif orta saha da ülkenin dörtnala gidişinin önünde bir engel gibi. Ona da muhafazakâr orta saha dedirtsek mi? 

-Allah’tan liberolu sistem bitti. Tamam o neyse de, bu ‘her yer Taksim’i nasıl engelleyeceğiz? 
-Gaz sıkalım. 
-Oğlum onu yapıyoruz zaten de, statta olmuyor, bize de geliyor. 
-En güzeli hiç gelmesinler. Bütün lig maçları Olimpiyat’ta 21.45’te oynansın. 
-Gaz sıkalım mı bi de? 
- Dur ulen! 
-E gündüz maçı dedik o n’olcak? 
-Onu da sabah 10’a İzmit İsmetpaşa’ya koyarız. Yolda da gaz sıkarız. 
-Tövbe tövbe... Ya bu sarhoşlar ‘Her yer Maksim her yer gazino’ diye bağırırlarsa? Dur onu da alkole özendirmeden alırız içeri. Peki bizimkiler niye susuyor da, ‘bunlar’ sürekli bağırıyor? Gerçi Kazlıçeşme de pek sloganlık değil di mi? 
-Sık bakalım, sık bakalım... 
-Amirim sakin olalım. 
-Bu alkol meselesi de önemli amirim. Kaç promili sınır belirleyelim? 
-100 iyi mi? 
-Yok amirim, hız sınırı gibi 
değil bu. 
-Bir kadehçik likör içeni bile almayalım derim. 
-Sigara? 
-İki nefes. 
-Gaz yiyenleri de almasak mı? Önce sıkarız, sonra almayız. 
-Pankartlara da gıcığım ben. Her türlü göndermeyi engelleyelim. 
-Paşalı Birol’u içeri alalım. Adam Ergenekoncu sanırım. 
-Başka? 
-Gaziantepspor da artık Antepspor olsun. Gezi’yi çağrıştırıyor. 
-Şu Fener stadında ‘Sevgi eylem gerektirir’ pankartını hemen değiştirelim. Sonuna ‘En güzel eylem oy vermektir’ yazsın. 
-Başka önlem? 
-Gaz sıkalım. 
-Lan bi sus. 
-Biliç’e de gıcığım. Ne o sosyalist falan. İlk Çarşı operasyonunda onu da alalım. Önder Özen ‘çataçat’ oynatır takımı. Gerçi ondan da şüpheliyim. Tipinde solculuk var... 
-Yaa, toplu taşımayı da kontrol etmek lazım aslında. Vapurlar iptal, metrobüs bozuk falan. Son metroyu 8’e çekelim. Gece gece sokağa mı çıkılır? 
-Oğlum bunlar gene gelir yaa. Bu daha başlangıç diyorlar yaa. N’apcaz biz bu sene? 
-Off of... 
-Gaz?

http://www.radikal.com.tr/yazarlar/bagis_erten/korkunun_ecele_faydasi_yok_lig_basliyooor-1146396

15 Ağustos 2013 Perşembe

BÜYÜK BAŞKAN ; BEKİR ÇINAR



ARAMIZDAN ÇEKİP GİTTİĞİNDE BİZLER ÇOK İYİ BİLİYORDUK Kİ.. 
SENİN KADAR KİMSE SEVMEDİ VE SEVEMEZ DE ADANA DEMİRSPOR'U...
GİDERKEN BİNLERCE DEMİRSPORLUYU GÖZÜ YAŞLI TERKETTİN...
AMA BU  TARAFTAR  SENİ HİÇ BİR ZAMAN UNUTMADI..
ŞAMPİYON OLDUK, BURUK BİR SEVİNÇ YAŞADIK..
BİZ ŞAMPİYONLUĞU BİLE SENİN ADINLA KUTLADIK..
KEŞKE SEN YAŞASAYDIN BİZ ŞAMPİYON OLMASAYDIK..






ŞEHRİN ASİ ÇOCUKLARI 
UNUTMAZ Kİ BEKİR BAŞKANI 
MAVİ LACİVERT FORMA İÇİN 

FEDA ETTİ KENDİ CANINI


SENİN SEVGİN HİÇ BİTMEYECEK
SENİN SEVGİN ESKİMEYECEK
YEMİN ETTİK YÜZ YIL GEÇSE DE 
ÖLÜMSÜZSÜN DEĞİŞMEYECEK !





YASAKLANAN TARAFTARLIK, ELDEN KAÇAN OYUN

Futbolun ve futbol taraftarlığının başka bir biçimde şekillendirilmek istendiği bir dönemden geçiyoruz. 3 Temmuz 2011 tarihinden sonra sürekli olarak gerginlik içerisinde yaşayan futbolumuz açısından geldiğimiz nokta stadyumların ve taraftarların yasal düzenlemeler çerçevesinde yasaklarla kuşatılmak isteniyor. Yapılmak istenen düzenlemeler için ise futbol sahalarını siyasetten uzak tutma bahanesi üretiliyor. Oysa ki bu ülkede ilk oynanmaya başlandığı andan itibaren söz konusu oyun her daim siyaset ile işbirliği içerisinde olagelmiştir. Futbolun siyasetle kurduğu bu ilişkinin hem futbolun yönetsel aktörleri için hem de siyasal erk için kaçınılmaz avantajları bulunmaktadır. Bu avantajlar içerisinde yolunu sürdürmek isteyen kulüplerimiz her zaman vergi kolaylığı başta olmak üzere, siyasal erkten kendilerinin işlerini kolaylaştıracak düzenlemeleri hayata geçirmelerini talep etmektedirler. Bunun karşılığında siyasal erk ise geniş kitleler ile kulüpler üzerinden buluşabilmenin yollarını hiç ama hiç kaçırmak istememektedirler. Her iki tarafında kazançları olduğu futbol üzerinden yaşananların her zaman siyasal ve ideolojik bir yanı olduğunu görmezden gelen anlayış açısından tribünler son dönemde tehlike arz eder hale dönüşmüştür. ‘Gezi Parkı’nda yaşananlar sonrası özellikle Çarşı grubu başta olmak üzere, yapılanlara destek veren taraftar gruplarının liglerin başlaması ile tribünleri hareketlendirebilme ihtimali dahi söz konusu düzenlemelerin neden bu kadar apar topar getirilmeye çalışıldığını ortaya koymaktadır.

Tribünleri yekpare bir bütün olarak düşünmek ve homojen bir grup olarak algılamak sosyolojik anlamda bizi yanlışlara sürükleyecektir. Tam da bu noktada bazı tribün grupları siyasetin tribünlerden uzak tutulması gerektiği yönünde İç işleri bakanlığının açıklamalarına destek vermek suretiyle tam anlamıyla siyasal bir tercihi yerine getirmiş olmaktadır. Var olan şiddet yasası içerisinde ayrımcılığa, nefret söylemlerine yönelik düzenlemeler söz konusudur ve bu gibi tribünleri ötekileştirici yaklaşımlara başvuranlar hakkında yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi bir zorunluluk arz etmektedir. Halbuki getirilmek istenen düzenlemelerin asıl hedefi ucu belli olmayan ve eleştiri dozajı taşıması muhtemel sloganların önüne geçmektir. Oysa ki tribünleri yakından tanıyanların gayet iyi bileceği gibi tribünlerde her zaman işleyen son derece mizahi ve kendiliğinden gerçekleşen eylemler de söz konusu olabilmektedir. ‘Anlıyorsun Değil mi!’ sözleri bile pek çok anlama gelebilecek kadar zekice bir yaratım ürünüdür.

Tribünlerin etrafına daha fazla polis ve emniyet güçlerinin yığılması, nasıl gerçekleştirileceği belirsiz olan elektronik bilet uygulamaları ile taraftarların bilgilerinin ele geçirilmesi! (sapla samanı karıştıran açıklamalardan bir tanesi de işte budur) maçların gündüz oynanması suretiyle alkol alanların stadyuma girmelerinin engellenmesi, daha fazla para cezası, olaylara karışanlara daha fazla ceza verilmesi, davul çalınmasının önce yasaklanması, tepkiler üzerine sınırlandırılması vb. gibi pek çok düzenleme ile asıl mevzudan sapılmış olmaktadır. Son on yıl içerisinde çıkartılan yasal düzenlemelerin sonucunda ne gibi noktalara ulaşılmıştır ki yeni yasal düzenlemeler için düğmeye basılmaktadır. Getirilen bütün tedbirlerin ve yasakların ısrarla futbol taraftarlarına yönelik olması nasıl açıklanabilir? Soruyu tersinden sormak gerekirse neden futbol sahalarında yaşanan şiddetin en önemli aktörlerinden olan kulüp yöneticilerinin açıklamaları her daim göz ardı edilmektedir? Özellikle bazı kulüplerin arasında gerçekleşen demeç savaşları sonrasında yaşananların faturası neden hep taraftarlara çıkartılmaktadır? Olayları çıkartanları belirsizleştiren bir yayın anlayışı içerisinde bulunan ve futbol programlarından çok reality Show programlarını andıran programlarda yaşananlar neden görmezden gelinmektedir?

Futbol son derece basit ve güzel bir oyun olması hasebiyle geniş kitlelerin ilgisine mazhar olabilmektedir. Halbuki son dönemde ülkemizde futbol üzerinden kendi konumlarını pekiştirmek isteyenler için, bu güzel oyun adeta kurban edilmektedir. Futbol sahalarının konforlu ve insanca maç seyredilebilir bir konuma dönüştürülmesi gerektiği düşüncesi ile başlatılan uygulamalarda toptancı bir anlayış yürütülmektedir. 1980’lerin sonuna doğru benzer süreci yaşayan İngiltere’de; taraftar gruplarının federasyon içerisinde temsil edilmesi ve bilet politikalarının kademeli bir şekilde ayarlanması ile daha düşük gelirli futbolseverlerin takımlarını izlemekten mahrum bırakılmadıkları bir geçiş yaşanmıştır. Türkiye’deki taraftar grupları ise rakip takım taraftarları üzerinden kendilerini var etmek gibi bir hastalığa tutulmuş vaziyetteler ve yaklaşmakta olan tehlikenin hepsinin iktidarlarını tehdit ettiğinin farkında bile değiller. Bir an önce renk ayrımı gözetmeksizin bir araya gelmek suretiyle yeni uygulamalara karşı hep birlikte kendi isteklerini duyurmak zorundalar. Aksi takdirde fazla zamanlarının olduğunu düşünmüyorum, kısa bir süre sonra tribünlerden tasfiye edilecekler.

Tribünlerin daha konforlu hale getirilmesinin ardından bilet fiyatlarının ve kombine uygulamalarının sonrasında tribünlerdeki yerlerini endüstriyel futbolun müşteri olarak yaklaştığı yeni izleyici/taraftar kitlesine terk edecekler. Taraftar gruplarının endüstriyel futbol ve onun getirdiği uygulamaların etkileri konusunda yeterince bilgileri yok, e-bilet uygulamasının kendilerini nasıl bir geleceğe hazırladığının farkında değiller. Çıkartılan yasalarda her daim suçlu olarak gösterildiklerini ve aslında bunu hak etmediklerini bir türlü haykıramıyorlar. Çünkü taraftar gruplarının kulüpleri düzeyinde farklı seslere çok da fazla tahammülleri bulunmuyor! Daha demokratik bir yaşam ve daha demokratik bir tribün talepleri onların başka türlü bir futbol arzusu içinde olmalarına yol açacaktır. Halbuki ülkemizdeki taraftar gruplarının neredeyse tamamına yakını(bu durumu tersine çevirmeye çalışanların hakkını yemek istemem) tek adama yaslanan kulüp yönetimlerini ve o yönetimlerin kulüpleri adına yapıp ettiklerine göz yumuyor.

Demokratik bir ülke; vatandaşlarını her alanda kendilerini en iyi şekilde ifade edebilme kanallarını açan ve bu hakkı demokratik yollardan sapmamak kaydıyla sonuna kadar destekleyen bir yapının adıdır. Futbol taraftarları da tıpkı toplumsal hayatın diğer alanlarındaki bireyler gibi, yaşanan gelişmelere dönük olarak kendilerine ait bir ideolojik bakış açısı geliştiren ve bu bakış açısını farklı şekillerde hayatının parçası haline dönüştüren insanlardır. Şiddetin şiddeti doğurduğu gerçeği, tribünleri daha fazla zaptu rapt altına almak yerine daha özgür bir ortamın doğması gerektiğini hepimize gösteriyor. Yapılacak olan düzenlemelerin taraftarların lehine ve onların talepleri de göz önünde bulundurularak alınması stadyumların daha insancıl olduğu kadar daha barışçıl mekanlar haline dönüşmesine de etkisi olacaktır. Yasaklamalar ve ben yaptım oldu anlayışları yerine içeri giriş çıkışların daha rahat olduğu, isme ve kimlik numarasına yazılmış biletlerin satışa sunulması ile ‘evrensel seyircilik ehliyetinin’ edinildiği taraftarlık anlayışı gerçekleştirilebilir.

Ahmet TALİMCİLER

KAYNAK: www.birikimdergisi.com 

İNCELEME : ADANA DEMİRSPOR 2013-14

transfermerkezi.com isimli internet sitesine Demirsporumuzla ilgili bir değerlendirme yazısı yazmaya çalıştım...

Yıllardır peşinden koşan on binlerce taraftarına 2. Lig'de acıyı ve hüznü yaşatan Adana Demirspor, bundan 2 yıl önce şampiyonluğu kazandı. Aslında o sezon da lige çok iyi başlayamamıştı Adana Demirspor. 3 teknik direktörden (Ali Güneş, Durmuş Ali Çolak ve Arman Bozkaya) sonra ligin son 6 maçı için takımı şampiyon yapan hoca olan "İmparator" lakaplı Ercan Albay takımın başına getirilmişti. Takım hocanın gelmesiyle ayrı bir havaya büründü ve 6 maçta 5 galibiyet 1 mağlubiyetle ligi 3. sırada bitirip play-off oynamaya hak kazandı. Play-offlarda da finalde Fethiyespor'u maglup eden Mavi Şimşekler, 10 yıl süren şampiyonluk özlemine 2011-2012 sezonunda son verdiler.

Yazının tamamı için;

1.LİG 2. VE 3. HAFTA FİKSTÜRÜ